Anasayfa / Kooperatif Günlüğü

Kooperatif Günlüğü


Kadın Kooperatifleri İleti 3

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS)Yasası Kadınları Nasıl Etkiliyor?

 

Nisan 2008’de SSGSS Yasası TBMM tarafından kabul edildi. Son iki yıldır mecliste onaylanmayı bekleyen bu yasa, kadınlar tarafından kadın haklarının ihlali olduğu gerekçesiyle aylarca eleştirildi. Eylemler, mitingler, toplantılar, söyleşiler, imza kampanyaları, basın açıklamaları, milletvekilleri ile görüşmeler derken, kadınlar bu yasaya, bu yasanın getirdiği cinsiyetçi işbölümüne, hak kısıtlamalarına itiraz ettiler. Fakat kadınların sesi, yasanın etkilediği diğer birçok grubunki gibi duyulmadı. Kısaca SSGSS yasasının kadınları nasıl etkilediğinden bahsedelim:

 

Kadınların emeklilik yaşı 58’den 65’e yükseldi.

Yeni yasadan etkilenenler, emekli olduktan sonra başka bir işte çalıştıkları takdirde emekli aylıkları kesilecek. Yeni yasadan sonra işe başlayanlara da daha düşük emekli maaşı ödenecek.

Evlenen kadın, evlilik nedeniyle çalışmayı bıraktığı takdirde eski yasaya göre, o zamana kadar ödediği primleri geri alabiliyordu; fakat şimdi, alamayacak.

Eşi ölen kadına bağlanan aylığın oranı yüzde 25 azaltıldı.

Kadınlar doğum zamanı ücretsiz izin aldıklarında, sigorta onlara para ödemiyordu. Fakat şimdi, emekliliğinde bu süre de çalıştığı gün sayısına eklensin diye ücretsiz izinlerini borçlanabilecekler. Bu, erkeklerin askerlik döneminde yaptığı bir şeydi. Bu maddeyle aslında kadınlar da erkeklerle aynı hakka sahip oluyor; fakat bu maddenin de cinsiyet eşitsizliği ve kadının rolleri açısından eleştirilecek yanları var.

"Emzirme yardımı” altı aylık maaşın üçte biri oranında ödenirken bu yasayla, bir aylık maaşın üçte biri oranında ödenecek.

Eski yasaya göre, çalışmayan ve evlenmeyen kız çocukları yaşlarına bakılmaksızın anne veya babasının sigortalılıklarından yararlanıyordu. Fakat şimdi kızların sağlık yardımı, 18 yaşını doldurduklarında kesilecek. Eğer çocuk eğitimine devam ediyorsa bu yaş sınırı 25. Bu durumda, bu yaşları dolduran kızlar, işe girmez veya evlenmezlerse sağlık yardımları kesilecek.

Yasa, bazı ücretli çalışanları da sosyal güvenlik sisteminden muaf tutuyor: Gündelikçi kadınlar, mevsimlik işçiler, ev eksenli çalışanlar, asgari ücretin altında maaş alıp gelir vergisinden muaf olanlar ve kayıtdışı çalışanlar. Bir de bunlara ev kadınlarını ve sigortasız çalıştırılan kadınları eklersek, bu gruba girenlerin sayısı 17-18 milyon civarında. Yasa bu kadınlara isteğe bağlı sigortalılık hakkı veriyor fakat bunu kullanabilecek kadınların sayısı az olacak. Nitekim KEİG’in raporuna göre, ayda 250 YTL kazanan kişi, 194 YTL prim ödemek zorunda. Burada bir caydırıcılık mekanizmasının olduğunu düşünmemek elde değil.

İşten çıkartılan sigortalının karısı 6 ay boyunca sigortalılıktan yararlanmaya devam ediyordu; bu süre 90 güne indirildi. Bu süreden sonra prim ödediği takdirde hizmetlerden yararlanabilecek. Görüldüğü gibi, her şey daha fazla “prim”/para alabilme üzerine kurulu.

Bu yasanın etkilediklerinden, hem anne/baba hem de eş yardımı alanların eş ya da anne/baba aylığından birini seçmesi gerekiyor.

Sağlık sigortası kapsamında hastanelerde ayakta tedaviye 2 YTL ücret ile “öğretim görevlisi”, “otelcilik hizmeti” vb. farkların ödenmesi öngörülüyor. Bu da, yoksulların sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesini zorlaştırıyor.

Yetim olan, çalışmayan ve evli olmayan kadınlar, 72 YTL prim ödemek zorunda kalacaklar. Dolayısıyla daha fazla yoksulluğa itilecekler. Cezaevindeki tutukluların eşi/annesi/çocuğu olanlar da artık sağlık sigortasından yararlanabilmek için prim yatırmak zorunda kalacaklar.

 

Bu gibi maddelere bakıldığında, bu yasanın kadınlara getirdiği bir şey yok; aksine

ellerinden aldığı bazı haklar var.

 

“Sosyal Haklar”...

            Sosyal güvenlik koruması yaşlılık, doğum, işsizlik, hastalık, engellilik gibi durum ve dönemlerde gelir ve bakım güvencesi sağlamayı amaçlar. Fakat bizim yasamız sunulan hizmetler ve “hak kazanma koşulları”, prim ödemeleri vb. göz önünde bulundurulduğunda bu amaca erişemiyor. Örneğin, sağlık güvencesi her bireyin ulaşabileceği bir hizmet olarak değil de, ödeme gücü olanların kolayca erişebileceği bir hak olarak görülüyor. Konu kadınlara geldiğinde de, durum hiç farklı değil. Kadınlar, bu haklardan yararlanabilmek için baba ve eşe bağımlı kılınıyorlar. Dolayısıyla “sosyal hak” tanımının öngördüğü eşitlik ve özgürlük kavramları hiçbir şekilde yüceltilmiyor.

 

Biraz Pozitif Ayrımcılık...

Bu yasada kadınların da erkeklerinki gibi bir çalışma hayatı olduğu düşünülüyor. Yani, onlarınki gibi düzenli, kesintisiz... Ülkemizdeki kadınlarla erkeklerin aynı derece özgür ve bağımsız, çalışma hayatına sürekli devam edebilen rekabetçi bireyler olduğunu söyleyebilir miyiz? Ev emeğini de ortadan kaldırdığımızda kadınlar için 65 yaşına kadar çalışmak ve emekli olmak erkeklerinki kadar kolay mı? Bu yasa, bir bakıma eşit omayanlara eşitmiş gibi davranıyor; böylece kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği daha da artırıyor. Dolayısıyla, “sosyal güvenlikte pozitif ayrımcılık şart!” Ve tabii ki, bu yasaya “esastan itirazımız var.” Bu yasanın en kısa zamanda Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini umuyoruz...

 

KEİG’in raporundan Begüm Naz Bayırbaş tarafından özetlenmiştir.